Fotoğraflara bakar gibi çabucak mı geçti gerçekten? Gecesiyle gündüzüyle, uyksuz saatleri, endişeli dakikalarıyla, komik anılarıyla, dolu dolu mu?

Yiğitim 1 aylık. uyusun da büyüsün bebeğim. hastaneye gidişler hariç henüz 1 haftalıkken dışarı çıkarmıştık bile. kısa mesafe idi ama olsun onun için ilk sahil gezisiydi:) memede uyuyup yatağına yatırınca uyandığı, amman uyanmadan yatırıversem de birazcık dinlensem dediğim günler:) önü oyuncaklı, müzikli, ışıklı ana kucağı hayat kurtarıcı.

Yiğit 2 aylık. Pelin, Can ve Yusuf ile birlikte Heybeliada'da Halki'deyiz. Herkes aslan sütü içerken, Yiğitimiz anne sütü alıp temiz havada uykuya vurmuş kendilerini.
Yiğit 3 aylık. 1 aylıkken anlaşılan dil bağı, dil altında bulunan ve dilin hareket etmesini kısıtlayan bağ, Yiğit 3 aylıkken küçük bir operasyonla alındı. daha doğrusu ortadan kaldırıldı. gerçekten çok küçük bir operasyondu fakat bizim için etkisi büyüktü. çok korktuk fakat kanamadı bile. Acı da çekmediğini söylemişti cerrahımız. değişik fikirler vardı bu konuda. yani ne zaman alınması gerektiği konusunda. bir fikre göre 6. aydan sonra alınmalıydı, bir diğerine göre ise hemen olabilirdi. biz fazla uzatmadan halletmek istedik bu işi. 1 günlükken olduğu sünnetten sonra bu, Yiğit'in geçirdiği ikinci operasyondu.
Yiğitim 1 aylık. uyusun da büyüsün bebeğim. hastaneye gidişler hariç henüz 1 haftalıkken dışarı çıkarmıştık bile. kısa mesafe idi ama olsun onun için ilk sahil gezisiydi:) memede uyuyup yatağına yatırınca uyandığı, amman uyanmadan yatırıversem de birazcık dinlensem dediğim günler:) önü oyuncaklı, müzikli, ışıklı ana kucağı hayat kurtarıcı.
Yiğit 2 aylık. Pelin, Can ve Yusuf ile birlikte Heybeliada'da Halki'deyiz. Herkes aslan sütü içerken, Yiğitimiz anne sütü alıp temiz havada uykuya vurmuş kendilerini.
en çok istekle yediği öğün yoğurt. yavaştan ba-ba heceleri çıkmaya başlıyor Yiğido'dan:) mutfakta iş yaparken bile uzaktan da olsa sohbet ediyoruz yiğidomla. Bu ay sonuna doğru "Doktorum "programında Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin ile tanışıyoruz. Öyle heyecanlandırıyor ki anlattıkları, hemen koşup not defterimi alıyorum, izlerken bi taraftan da hızlı hızlı notlar alıyorum. "günde 10 ila 4 günde 1 kaka bebeklerde normal" diyor tesadüfen o gün bizi çok yakından ilgilendiren bi konudan bahsediyor. İyi ki de tanışıyorum bu muhteşem insanla. kitapları başucu kitabım oluyor bir süre sonra.
Bu ay çok fena hasta Yiğit. (Yiğitim ilk kez hasta oldu)Bir daha tekrarlamamasını umarak atlatıyoruz.
Yiğit, de-de, ba-ba, me-me hecelerini çok güzel söylüyor. Hatta yoğurdunu yerken la-la-la diye şarkı söyledi gerçekten.
çok hareketli, gideceği yere döne döne gidiyor:)
Tam 7 ay 12 günlükken elindeki kaşığı yoğurt kasesine daldırıp ağzına götürdü ve bunu birkaç kere yaptı. Ortalık batıyor umrumda değil, avuç avuç dalıyor çorbasına, üstü başı, saçı her yeri çorba oluyor umrumda değil, o böyle öğreniyor.
Yiğido 8 aylık. Demir damlası başladık. Yiğidonun alerjik bir bünyesinin olabileceği konuşuluyor doktorumuz Ceyda teyzemizle.
Hassas bir cilde sahip, zaten solunum yolu ile ilgili bir rahatsızlık geçirdi geçen ay, gıda alerjsi de çıkabilir diyor doktor ve ekliyor: virüslerden uzak durun!
gerçekten de kan tahlili sonunda inek sütü alerjisi çıkıyor. anne sütü aldığı için bu durum benim inek sütü ve ürünlerini kesmem demek. ben de diyete giriyorum.
Bu ayın sonlarına doğru üst soldan bir dişi geliyooor:) hemen aile dostumuz diş hekimi Pırıl ablayı arıyorum, evet bazen böyle dişlerin çıkış sırası şaşabilir, diyor. ve diğer üç diş fazla beklemeden diğerini takip ediyor ve 3 günde patlıyor.
yine bu ay sonuna doğru kanepe kenarına tutunup kalktı. yatar pozisyondan oturur pozisyona kendiliğinden bu ayda geçti:)
Yiğit neredeyse yürüyecek:) sıralıyor, 3-5 sn ayakta bile duruyor.
tam bu aşamada yürüteçten çok tutunup itebileceği oyuncaklar hem daha faydalı hem de daha tehlikesiz. bu tutma kısmı da olan araba olabilir ya da bir market arabası, kızlar için bebek arabası tarzı oyuncaklar bence daha faydalı. Fakat yürüteç çok çok tehlikeli hem de yürümeyi geciktirdiğini de düşnmekteyim.
11 aylık ve artık yürüyor evimizin neşesi:) yolun açık olsun aşkım benim, o minik adımlar yere sağlam bassın, seni dik tutsun hayatta ve çok çok güzel yollardan yürütsün, kendi yollarını keşfettirsin...
Keşifçizade Yiğit efendi ismini koydum kendisine, sürekli karıştırma, birşeyler bulup yerlere atma halinde çünkü.
birkaç adım atıyor ve sonre kendini yere bırakıyor, o kadar hoşuna gidiyor ki ayakta durmak, yürümek:)